26 Eylül 2011 Pazartesi

hikayecik

o gece çok içmiştim, bardan kalkıp gitmek istiyordum, ama galiba zor yürüyordum yalnız, bir şişe efesin bana eşlik etmesini istedim. sokakta bira şişesiyle gezmenin yasak olduğunu biliyordum, barlarla dolu sokakta, yollar ıslaktı barların loş tabela ışıkları yerlere yansıyordu. kimseyi siklemeden biramı içmeye devam ediyordum. köşede matrix çeketli bir eleman vardı. ilk bakışta 60 yerinden bıçaklayasın geldi ama iyi bir çocuk gibiydi. arkasından yavaşca yaklaştım.. telefondan durum girmekteydi.. " yahu herkezin icinde de ne yazarlik varmis ha. hepiniz mubarek dokturuyosunuz gece gece ".. bira şişesi o an elimde magnum gibi göründü, bilmiyorum alkolün tehsiriydi galiba. dudaklarımdan şu kelimeler döküldü, iğrenç bir aksanla. 

- şat tı fak ap !

‎- hıı " dedi matrix ceketli adam..
- utanmıyor musun ulan burada durum girmeye
- yok abi ne utanıyım, işimiz bu
- hadi ya başka işlerin var mı senin ?

matrix ceketli eleman yavaşca ceketini iki yana ayırdı, envai çeşitte keyf verici madde vardı, her zevke uygun bir adamdı. ceketinin sol tarafı tüm rusya'yı iki gün sarhoş yapabilecek kadar alkolle doluydu. saşırmıştım, elimde ki bira şişesi bir anda şat bardağına dönüşmüştü. halen şaşkındım. sağ tarafında ise tüm abazanlara yeticek kadar kız vardı.(şişme) şaşırdım, üstelik bu adam ali ağaoğlu gibi gülebiliyor, ve laflar edebiliyordu. gözlerimi ovuşturdum. başıma gelebilecek en iyiyle kötü şey buydu. benimkinden daha iğrenç aksanla, matrix çeketli adamın dudaklarından şu kelimeler döküldü,

- kam'on dude, yu vana parti ?

 parti isteğini kabul etmek zorunda kalmıştım, beni meraklar içine sokan bu adamı tanımalıydım. sokakta adım atarken, sanki daha önce bunları yaşadım gibi hissettim, tüm dejavuların amg dedim.. matrix ceketli adamla yürümeye devam ederken, ıslak kaldırıma oturmuş bir kız gördük. ikimizinde ağzı açık kalmıştı, neredeyse çıplak gözle bakamıyacak kadar parlaktı, sonra ışık kayboldu ve daha önce hiç bu kadar güzel bir kız görmemiştim. ceketli elemanda benimle aynı fikirde olmalıydı.. kızın göz yaşlarından makyajı akmıştı, yağmurdan da saçları ıslanmıştı.. birden matrix ceketli adam onun yanına doğru yürümeye başladı, dizlerinin üstüne çökmüştü. bir kaç kelime konuştu güzel kızla, böyle bir adamdan böyle etkileyici şeyler görmek beni şaşırtmıştı.. kız göz yaşlarını silmişti. matrix ceketli adam bana doğru yürümeye başladı, adımlarını hızlandırmaya başladı, galiba beni kesicekti. ve birden durdu. ceketini arkasına doğru batman gibi savurarak döndü. kıza doğru yürümeye başladı. gözleri bir aslanın ki gibi parlıyordu. kızı belinden kavradığı gibi yanında duran çöp kontenyırnın içine attı, kapağını sertçe vurdu.. çöp kontenyırını, zincirini koparmış hayvan gibi tekmeliyordu. kızın kedi gibi bağırması ona sapıkça haz veriyordu, korkumdan arabanın arkasına saklandım.. ha siktir dedim bağrarak, adam bir anda dünyanın en iyi erkeğinden, berserk moduna girmiş bir iblise döndü..
martix ceketli adam bağrıyordu;

- lan ne kadar bağrırsan bağır, benim kalbim kadar bağramazsın,

gönül adamı olduğunu farkettim,

- sarışın adam bu gece bütün, alkoller bizim..

böyle bir yaratık ve kafa adam daha önce görmemiştim, bağrarak;

- wat dı hel iz goying on ?

bu sözlerim onu durdurmaya yetmişti, eski türk filmlerinde orospuların suratına tükürür gibi tükürdü çöp tenekesine. omzuma elini koydu gidelim buradan dedi.. nasıl olmuştu da bu adam böyle davranmıştı anlayamamıştım. gideceğimiz yere bir 3 sokak kalmıştı..yeni girdiğimiz sokakta bir kaç adım atmadık, öyle bir ışık parladı ki, az önceki yanında ateş böceği gibi kalıyordu. " lan yine mi bu yaratık birine saldıracak " dedim içimden.ikimizde yine ağzı açık şekilde olup biteni izlemekteydik. tamamen yanılmıştık, parlayan aslında paraydı. yanımızdan süratle bir x6 geçti parlayan aslında angel eye farlarmış. geçerken üstümüze öyle bir su sıçrattı ki, kurbağa dönmüştük. " şükürler olsun ki, ucuz yırttık " demeye kalmadı. martix ceketli adam bir saniye duraksadı, sanki zaman yavaş akmaya başlamıştı. elini ceketinin sol cebine attı, korkudan yine siper almıştım. eline bir litrelik bir votka şişesi almıştı onunla ne yapabilirdi ki 30 40 metre uzakta ki arabaya.. elindekini öyle savurdu ki, ben daha önce böyle bir şeyi tsubasa izlerken görmüştüm. votka muz gibi bir istikamet izleyerek kos kocaman x6'nın arka camında patlamıştı. camın patlamasından ürken adam, az önce kalktığım barın içine girmişti. bağrış sesleri olmadığına göre geberen olmamıştı. bu biraz rahatlatıcı olmasına rağmen kazaya sebebiyet verdiğimiz araba için ömrümüzü satsak yeterli olamazdık..

kafamı yaratığa doğru cevirdim, sırtı bana dönük bir şeyler fısıldadı.

- tanrıya inanır mısın sarışısın adam ?

- ay em not e kafir but not yet e mümin !

Damn dreams.

ne dediğimi bilmiyordum, çok şaşırmıştım, korkmuştum. gözlerime inanabileceğim hiç bir şey yoktu ortada. bunların hepsi kötü bir şaka olmalıydı. yada bir rüya, yada fazla içmiştim o akşam. bu adam neyin nesiydi lan !

- bunu yapmalıydım
- neyi ?
- bunun bedelini ödemeliydi
- bizim götlerimizin bedelini kim ödeyecek ulan !
- sakin ol sarışın adam, in god we trust
- ne gadı ne trastı lan !!!
- bunları düşünme sarışın adam, keyfimize bakalım

her yer bunalıklaşmıştı. " keyfimize bakalım " binlerce kez beynimde çınlamıştı, her hücresine girdi bu kelimeler.. 

- evet keyfimize bakmalıyız..

neden burda içtiğimi hatırlattı bu adam bana, tekrardan.. beni bu hale sokanları hatırlattı. saklandığım arabanın arkasından doğruldum ve yakamı silktim.. 

tekrardan yürümeye başladık, hiç bir şey konuşmuyorduk. gecenin sessizliğini, adeta " hayatımı siktiniz " ulan dercesine inleyen bir elektro gitar bozdu.. acaba bizi yine nasıl bir macera bekliyordu. matrix ceketli adamla yavaş yavaş sese doğru yönelmeye başladık.. bu beni korkutuyordu,

- damn vill gad sev as ?