25 Haziran 2011 Cumartesi

zikimzonik potokrafi

Ayar oluyorum bu aralar şu s.kimsonik potokraficilere. Facebook, Hi5 gibi sosyal network’leri mesken edinen hatta deviantart ta da bol miktarda bulunan bu gruplar. Bi bok yapamayan insanların oluşturduğu basit gruplardan daha fazla öteye geçebilen birşey değil benim gözümde. En basit mantığıyla konuşmak gerekirse özentilik. Zamanında bi arkadaşım bi laf etmişti. ” lisede özentilik-karı kız götürmek için gitar çalanlar şimdi ellerinde dslr makineler fotoğrafçıyım diye geziniyorlar.” Adam haklı yani sonuna kadar. Lan milyarlık makineyi alıyorsun mına koyayım. Manuel modunda çekmiyorsun? Sonra da fotoşopta veriyorsun keskinliği veriyorsun doygunluğu fotoğrafın fotoğraflığı kalmıyor en sonunda hilkat garibesi gibi bırakıyorsun. Altına da matah bi bok yapmış gibi imzanı atıyorsun. Peh lan yaşama lan sen.
Hadi konuyu dağıtmayayım daha fazla yakın bi arkadaşımın başına gelenlerden yola çıkarak yazıyorum bu yazıyı. Adam nişanlandı ve bu fotoğrafçılığı profesyonel anlamda yapıp para kazanmaya çalışan birisi. adam nişanlandığı günden beri model bulamıyor. Yahu hatunlar fotoğrafçılara sevgili olmayınca mı sadece fotoğraf çektirebiliyorlar? Yoksa bunlar “ayy onun porofosyonel fotoğğraf makinesi vaağğğ onla takılır yiyişirsem benim çok Coool fotoğğraflağımı çekeeğğ” mi diyorlar ya? 
Hadi onları da geçiyorum. Bu işten sadece karı kız kaldıran adamlara da acıyorum ben. Adam gidiyor bildiğin hiç kullanamayacağı bi makineye milyarlar sayıyor. Saçma abi bana göre kullanamayacağın, hakkını veremeyeceğin bi makineye milyarlarca para saymak. + ağır abazalıktır lan. Bana yani karı kız düşürmekten başka bi mazeret sunamıyor bu olay pek. 
Hoş ben bunları yazıyorum eyvallah da soracak olursan bende de var fotoğraf makinesi. Ama ben amatörüm arkadaş ve analog kullanıyorum 2 tane. 1’i 88 model Zenit XP12 (helios) ve Canon D300. Memnun muyum? Evet. Analog eziyet mi? Evet. Tadı güzel mi? Paha biçilemez. 
Eğer hem bakmak hemde model olarak çalışmak isterseniz bu adama ulaşın bence işleri iyi. Tamam arkadaşım ama güzel iş çıkartıyor lan. Gidip elaleme para kaçıracağınıza adam akıllı iş yapan birine verin paranızı falan. 

Karakafa

Herkes hayatında böyle saçma salak denilebileceği dönemleri yaşıyordur. Hani millette yılda 1 veyahut 2 kere olur ama bende 2 ayda bir olunca insan artık kendisinden şüphe etmeye başlıyor. En basit mantığıyla paranoyaya sürükleyen boktan olaylar dizisine yönlendiriyor seni. Bozuyo böyle seni kendini tanıyamaz bi duruma geliyorsun. Nefes alıcan almayım lan neden o kadar efor sarfedecem de nefes alıcam diyorsun.
İşte ben bu durumları her 2 ayda bir minimum olmak suretiyle yaşıyorum arkadaşım. Nemenem lanet bi adam olduğunu zaten aynaya bakmadan da farkettiğin günler oluyor o günler. Dışarıya çıkmak istemiyorsun, çıksan eve girmek istemiyorsun. Deniyorsun arkadaşlarınla belkide tanımadığın insanlarla bile geçirmeyi göze alabiliyorsun ki sadece kafanın dağılması bir an önce kendine gelebilmek için. Bi boka yaradığı oluyor mu? Hayır. Gidip kokoş karılar gibi alışverişe çıkıyorsun. Kıyafeti takmayan bi insansan ( benim gibi) elektronik eşyaya süse parayı yatırıyorsun eve gelene kadar süper bi iş yaptım lan ben diye kendini avuttuktan sonra lan ben buna verdiğim parayla neler yapardım düşüncesine girmeye başlıyorsun. Ohh buyrun haşırt gene rahatsızlık..
Kısacası bu ara böyle durumlara ya girdim ya giricem. Nefes alıyormuyum alamıyormuyum halen bilmiyorum ama baya bunaldım. Kaçıcam lan buralardan. Ama tek başıma olsun istemiyorum. Yanımda biri olsun, olsun ki benim bu zamanlarda alamadığım en basit sorumluluğu bile (misal: yemek nerde yesek lan? abi sen bilirsin bana farketmez.) yüklenebilecek bi varlık olması yeterli. Dişi veyahut erkek ne farkedecek ki 2 side aynı kapıya biri trip atarak biri direk depçik atarak yapıyor. Kısacası kaççam arkadaş. Ama kendime bi söz verdim bakalım yarın sabah kalktığımda kendime inanıyor olucam ve diyecem ki ” lan godoşlar bugün süper bi gün! ve ben bugün kendimi deli gibi egolu, kendine güveni tavan yapmış halde kısacası fevkaladenin fevkinde bi gün geçireceğim!” (unutmadan açım be abi)
Biterken çalıyordu: Testament - Return to Serenity

Durma Yağmur Durma...

bana normal bir şarkıymış gibi gelmiyor. benim oturupta böyle şarkılar dinleyipte, melankoliğin amına koymak gibi lüksüm yok. hoşlanmıyorum, sevemiyorum bu tür şarkıları, ulaşamadığım insanlar aklıma geliyor. sokakta yanınızdan geçsem ceplerinizi kontrol edersiniz, güzel bir kız beni görse ” işte bir erkek ” demekten başka birşey diyebiliceğini sanmıyorum. ama içimdeki ateşi anlatabilmek, beş para etmez biri gibi görünmek kadar kolay değil.
tüm mecazların anasını sikeyim. herkes istediği gibi dinlemeli sonuçta bu şarkıyı.
ulaşılamamazlık işte bu şarkı benim için. izmir’de yaşayan biri olarak, sikim kadar bile merak etmediğim şehirde, hiç olmamış sevgilimle neler yaşayabiliceğimi anlatıyor. güzel bir kız, size bakınca gözleri parlayan, ne sen onsuz, ne o sensiz yaşayamıyacakmışcasına bakmak. hiç sikimde olmayan, istanbul’un am içi kadar dar olan sokaklarında. ” olamayan “. saçları ıslanan, üşüyen bir kız yanınızda, montunuzdan sonra yüzünde oluşan minnattarlık ifadesi. tir tir titremesine rağmen, mutfakta ki erkek karizmasıyla yapılan birer fincan kahve. sabaha kadar sarılıp uyumak. kollarınızın, onu bir ömür boyu sarabilcek, koruyabilcek ve sevebilcek büyüklükte olduğuna inandırmak. saclarını koklamak belkide bir gecelik uykuyu umursamayarak. benim gibi bir adam için, yazması çok zor şeyler bunlar. ebesinin amı kadar büyük bir ukte benim için. böyle şeyler yaşayamıyacağım. hayalimde ki o eşsiz kızı nasıl bulabilirim ki.
kim istemez ki meslek lisesinden cıkıp, boğaziçi üniversitesine girdim. hahahahahahahha. böyle şeye ve kendime gülerim ben. garip insanlarla tanışmak, hayatını değiştirebilcek insanlarla. o kafeden bu kafeye gezen, eğlencenin kız ortamının amına koymuş insanlara, okul cantasının içinde şarap şişesiyle gezip onu içip, itiyle piçiyle her telden muabbet etmenin zevkini. ama bunu yapamam. kendimi looser olarak kabul ettiğim şu sıralarda, bunlar hayal ürünü.
cok sevdiğim kıza bile, birşey söylüyemiyorum. onu köpek gibi sevdiğimi belirtmek isterdim. onu öpmek koklamak. teklifimi kabul etmeme ihtimali yüzde doksandokuz. sırf yüzde bir için ondan uzak duruyorum. su güzelliğe bak, yanındakine bak dedirtmemek için.. tiksiniyorum böyle şarkılar dinleyince.
bu şarkıyı son dinleyişim olucak