25 Ekim 2012 Perşembe
Kırmızı
Neredeyim? Niye nefes alıyorum? Kim için yaşıyorum ya da nedir beni ben yapan? Çelişkilerle dolu olan bütün ilişkilerimiz... Çiçeğin kokusunu severken onu kopartmak, acıtmak, düşünürken kötü insanların kötü davranışlarını kınayarak. Beyazı çabuk kirletmek, siyahı temizlemek istememek. Her gece batan Güneş'in yerine Ay'a hayran kalmak. Yıldızların uzak olduğunu bile bile onları yanıbaşındaymış gibi sevmek, sevebilmek.Bazen nefret etmeyi sevmek ve sevmekten tiksinmek... En gürültülü gecede sessizi oynamak... Neyim ben? Neredeyim? Nedir bu olanlar? Az gelen çoklar, çoğalan azlar. Bencilliklerle örtülü üzerinde, iyiyi oynamak. Deli gibi sevmek birini ve..karşılıksızken yaptıkların senden hep bişeyler beklendiğini hissetmenin verdiği acıtan dokunuşlar sararken kollarını, onları sevdiğinin sarması yerine senden uzaklaştığını bilmek giderek. Araya giren mesafeler seni korkutan. Sen korkardın zaten hep...Görmedi kimse, çünkü karanlıktaydın sen en beyaz giydiğin anda bile. Belkide gözlerinin kapalı olmasıydı seni gizleyen. Sen iyi düşündün ama kötü sonuçlar doğurdun. Yanındaki görmedin, uzaktakini özledin... Gizli öznelerini gömdün kapkara siyahlarına üzerlerini pembelerinle kapladın. Renksizdin rengarenk düşlerinin haricinde...Gitsen mi kalsan mı, konuşsan mı bağırsan mı karar veremedin... Sert basan tuşların en hassas dokunuşları ruhuna eritiyordu içini yalnız. Yalnızlığın en farkındayken bazen farkındalıklarını bile görmezden gelebilmen şaşırtıyordu seni de... Ama en iyi sen biliyorsun kırmızıyı severken turuncuya ait olmak ne demek...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder