İnsan hayatı bana göre tiyatrodur. Genelde Komedi gibi görünür ama sonucu hep dramdır. İnsanlar hayatınızdan girer çıkar, yalnış kararlar verirsiniz. Aşk hayatı, aile, arkadaşlar, okul. Her zaman en kötüsü olur aslında hayatımızın da hiç kabullenmek istemeyiz. İşin kolayına kaçmak, hatta gerçekte tamamen kaçmak işimize gelir. Zaten insan gerçeklerden kaçmak istemez mi?
Hepimiz az veyahut çok her sabah evden çıkarken, okula giderken yada herhangi bir iş yaparken başka bi kişiliği oynuyoruz bu hayatta. Kimse bana aksini idda etmesin. Ufak bi yalan bile bana kalırsa başka bir kişiliğe bürünmektir. Evden çıkarsın. Okula gidersin belkide kafanda zilyon tane soru vardır. İnsanların seni öyle görmesini istemezsin o sorulardan neyin var ne oldu sorularından kaçmak en iyisidir. O günü tamamen farklı bir insan olarak yaşarsın. Eve döndüğünde kıyafetlerini çıkartıp yatağına uzandığında gene o düşünceler baktığın tavanda canlanmaya başlar...
Ben en fazla bunu yapan insanlardan biriyimdir herhalde, kendi mutluluğumu insanları güldürerek kazanan. İnsanların yüzünün güldüğünü görünce kendimi daha bi mutlu hisseden biriyimdir. O yüzden genelde hep muhabbetlerin mezesiyimdir. Biraz sakarımdır. Olayların ortasına nedense çok düşerim. Zamanında kafama saçma salak olaylardan silah bile dayanmıştır ama bunlarla bile t.şak geçmesini bilmişimdir. En azından denemişimdir. İnsanları güldürmeyi seviyorum beni mutlu eden bu. Elimden gelse herhalde hiç susmazdım...
Ben artık kendi adıma o kişiliğe bürünmüyorum. Bürünmekte istemiyorum. İnsanlar beni ben olduğum için sevsin. Hatalarım olduğu için, alkol aldığım için hatta ve hatta alkolik olduğum için, içtiğim sigarayla, üzüntülerimle, bazen saçma salak sinir krizlerimle. Artık somurtmayı özlediğimi hissediyorum. Tek satılan sigaralar gibi tek kullanımlık zamanlar değil, kendim olarak üzüntümle sıkıntımda bilinmek istiyorum. Bunları acınmak için demiyorum ama üstüme gelen şeylerden fazlasıyla yoruldum.
Bazen somurtmakta bir nevi güldürmek değil midir ki hayata?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder